Kreş Yaşı Kaç Olmalı?

Anne baba olmak güzel olduğu kadar zor! Çünkü, ebeveynler bir bebeği büyütürken pek çok sorumlulukla karşı karşıya kalıyor. Bu sorumluluklar, cevabı zor soruları da beraberinde getiriyor. Çocuğun kreşe ne zaman başlaması gerektiği, zihinleri meşgul eden soruların arasında başı çekenlerden. Özellikle de çalışan anneler için. Onlar, daha hamileyken yavrularının kaç yaşında kreşe gitmesi gerektiğini düşünmeye başlıyor. İyi ve güvenilir bakıcı bulmanın zorluğu illa ki etkili bu duruma. Kreş de annelerin önündeki bir başka seçenek. Biz de Aile Danışmanı Uzman Psikolog Fikriye Metin’e “Kreş yaşı kaç olmalı?” diye soruyoruz.

Fikriye Metin, konuya net bir cevap getirebilmek için çocuktaki duygu evrelerini bilmek gerektiğine dikkat çekiyor ilk olarak. Bahis mevzu duygu evreleri şu şekilde: 0-2 yaş güvenli bağlanma, 2-4 yaş güvenli ayrılma, 4-6 yaş aileye aidiyet, 6-10 yaş sosyal aidiyet, 10-11 yaş soyut aidiyet. Kreş yaşına karar verebilmek için güvenli bağlanma ve güvenli ayrılma dönemlerini baz almak gerekiyor. Bu da 0-4 yaş arası demek oluyor. Metin, 2 yaşına kadar bebeklerin anneye çok bağlı olduğunu söylüyor: “Zaten, güven duygusunun tam tesisi için 2 yaşına kadar annenin çocuğuyla birlikte olması gerekir.” Ne yazık ki, günümüzde, çalışan kadın sayısının artması, bunu imkânsız hale getiriyor. Üstüne bir de doğum izninin az olması eklenince, çocukların anneyle kalma süresi iyice kısalıyor. Çalışan bir kadının çocuğu en fazla bir yaşına kadar anneyle beraber oluyor. O da, anne kurumundan ücretsiz izin alabilme imkânına sahipse tabii ki. Sonrası için pek çok kişi bakıcı ya da kreşi düşünüyor. Fikriye Metin, güvenli bağlanma ve ayrılma evreleri tamamlanana kadar kreş seçeneğinin rafa kalkması kanaatinde.

‘Güvenli bağlanma’ şeklinde adlandırılan evrede, çocuk, anne yanında olmayacaksa duygusal bağ kurabileceği bir kişinin yanında kalmalı. Bu kişi kim olabilir peki? Elbette ilk etapta, anneanne, babaanne, hala ve teyze gibi aileden birilerinin tercih edilmesi icap ediyor. Ne var ki, her çalışan annenin böyle bir lüksü yok. Pek çok insan ailesi ve yakınlarıyla aynı şehirde yaşamıyor. O halde, güvenilir bir bakıcı arayışına girmek, kreşten daha mantıklı bir yol olarak karşımıza çıkıyor.  Metin, “Çocuğunuzu bakıcıya bırakmaktan başka bir çareniz yoksa, bakıcınızı geçici çözüm olarak düşünmeyin. Çocuk, gelişimi açısından 4 yaşına kadar bir kişiyle geçirmeli günlerini. O yüzden sizi bırakıp gitmeyecek iyi bir bakıcı araştırmak kreşe göndermekten daha mantıklı bir yol.” diyor.

Niyetimiz bakıcıları kötülemek değil. Ama ne yazık ki pek çoğu, bir süre sonra sıkılıp anneleri yarı yolda bırakıyor. Bu sebeple çoğu çalışan kadın, çocuğunu en fazla 2 ya da 2,5 yaşına kadar bakıcıya emanet ediyor. 2,5 yaşından sonra kreş yolunu tutuyor. Fakat annelerin böylesi bir durumla karşı karşıya kaldıklarında biraz daha sabırlı olmasında yarar var. Metin, mezkur yaşların kreşe gitmek için erken olduğuna dikkat çekiyor. “Niye?” diyenlere, cevabı şu şekilde: “Erken çocukluk döneminde çocuğun annesinden uzun süre ayrı kalması onun duygusal gelişimini olumsuz etkiler, ruhunu zedeler. Sonucunda kalıcı hasarlar ortaya çıkabilir.”

Çocuk, aşamalı olarak kreşe yollamanlı

Mevzu bahis tüm aytıntılar şu sonucu ortaya koyuyor: 4 yaşına kadar çocuk kendini annesiyle bir bütün olarak hissediyor. 0-2 yaş aralığında el bir bağlanma yaşamışsa 4 yaşından itibaren yavaş yavaş güvenli bir şekilde kreşe başlanabiliyor. Eğer anne çalışıyorsa, miniğe bakan kişi çocuğun pedagojik evreleri için kilit isim oluyor. O yüzden, çocukları dört yaşına kadar bakıcıda tutmak gerekiyor. Kreşe ise bu aşamadan sonra vermek lazım. 4 yaşında olsa bile çocuğu sabahtan akşama kadar kreşe bırakmak da doğru değil. Zira güvensizliğe sebebiyet verebiliyor. Çözüm ise aşamalı olarak çocuğu kreşe yollamak; üç gün ya da yarım gün şeklinde… Ama annenin 4 yaşını bekleme gibi bir lüksü yoksa ya da kreşe göndermeyi tercih ediyorsa çocuğun ruhunu sarsmayacak bir yol izlemeyi ihmal etmemeli.

Bazı çocuklar kreşe gitmeyi sevebiliyor; böyle çocukların anneleri şanslı. Fakat tam tersi durum da söz konusu. Genelde çocuk kreşe bırakıldığında kalabalıkta yalnız kaldığını düşünüyor; ağlıyor, anneyi bırakmak istemiyor. İşte böylesi durumlarda çocuğu zorlamamak gerekiyor. Ya da annenin, kreşe alışana kadar çocuğunun yanında kalması icap ediyor. Aksi takdirde, eğer anne çocuğunu ağladığı halde bırakıyorsa, minik terk edilmişlik duygusu yaşıyor. Bu terk edilmişlik duygusu aileye olan bağı  ve inancı zedeliyor. Sonrasında çocuk duyarsızlaşabiliyor. 4 yaşından önce kreşe gönderilecek çocuklar için annelerin hassasiyet göstermesi gereken diğer bir nokta da, öğretmen tercihi. Metin, “Çocuk, anne şefkatiyle yaklaşacak bir öğretmenin ellerine emanet edilmeli.” diyor.

Günümüzde çalışmayan anneler de çocuklarını erken yaşta kreşe yollayabiliyor. Metin, “Anneyle mutfakta geçirilen zamanın, çocuğa olan faydası kreşte kazanılamaz.” uyarısında bulunuyor. Çalışmayan annelere, kreş yerine çocuklarıyla park ve bahçelerde vakit geçirmeyi  öneriyor.

Kreş yaşını psikolojik faktörler kadar fizyolojik gelişim de belirliyor. Bir çocuğun fizyolojik gelişimi, sosyal bir ortamda uzun süreli yaşayıp yaşayamayacağını gösteren etkenlerden. Bunlardan en önemlisi tuvalet eğitiminin tamamlanıp tamamlanmadığı. Ebeveynler, çocuklarını bezden kurtulmadan kreşe yazdırmamalı. Öbür türlü çocuk, arkadaşları içinde kendini kötü hissedebiliyor.

Sözün kısası, anne çalışsın çalışmasın 4 yaş çocukların kreşe gitmesi için en uygun zaman dilimi.  Çocuk bu süreye kadar anne ile sarmaş dolaş olmalı. Çalışan anneler de çocuklarını kreşe göndermek için bu süreyi beklemeli. İmkân yoksa da kreşe göndermek için en erken 3-3,5 yaşlarını tercih etmeli.

Kreş tercihinde dikkat edilmesi gerekenler

Kreş seçerken ilk olarak, öğretmenlerin çocuğun ruh dünyasına hitap edip etmediklerine dikkat etmek gerekiyor. Fiziki şartlar ondan sonra geliyor. Kreş ya eve ya da işyerine yakın olmalı. Kreşin ruhsatı olup olmadığına bakılmalı. Çocuk en fazla 8 kişilik bir sınıfta olmalı. Kreşte personel değişiminin çok olmaması lazım. Eğer personel değişimi çoksa o kreşte yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Temizliğin nasıl olduğu, banyo ve tuvaletlerin çocuklara göre ayarlanıp ayarlanmadığına muhakkak bakılmalı. Mutfak malzemelerinin nereden kullanıldığı, çocukların sağlığına uygun olup olmadığına dikkat edilmeli. Sonra çocukların ruhunu özgür bırakıp eğlenebileceği bahçe muhakkak kreşte olmalı. Ebeveynler, okulu istediği zaman gelip çocukların eğitim saatleri sırasında gezebilme ihtimallerini de kreş seçerken göz önünde bulundurmalı.  (alıntıdır)