HATA YAPMAKTAN KORKAN HİÇBİR ŞEY YAPAMAZ

 

Hata yapmaktan korkan bir insan hiçbir şey yapamaz.

Çocuğun hata yapmaktan korkmayacağı bir ev ortamı oluşturmak, biz büyüklerin en büyük görevlerinden biridir. Böylece çocuğun girişimcilik ruhunu öldürmemiş oluruz. Bugün, toplumumuzdaki kişilik bozukluklarının sebebi ailelerin eğitim hatalarıdır. Çocuk, aslında ailesinin aynasıdır. Biz çocukla iletişime geçtiğimizde ruhuna inebildiğimizde bazen öyle derin yaralar görüyoruz ki eğer aile, tutumlarından dolayı açtıkları bu yarayı görebilselerdi eminim çok daha sabırı ve hoşgörülü davranacaklardı. Halbuki çocuğun, kendine güvenen, risk almaktan korkmayan, yaptıklarının sonuçlarına katlanan, sorumluluk almaktan çekinmeyen, iç disiplini gelişmiş bireyler olarak yetişmesi, hem kendileri hem de çevrelerindeki kişiler açısından büyük bir kazanç olacaktır. Mutlaka her gün çocuklarımızı kucağımıza alıp sevelim, okşayalım. Onu sevdiğimizi sık sık söyleyelim.

Unutmayalım şiddet gören çocuk saldırgandır, sevilen çocuk sever. Mesajımız, hatalarına rağmen onu o olduğu için sevdiğimizi ona hissettirmek olmalıdır. Hele hele çocuksu tavırlarla “Seni sevmiyorum, senin annen değilim!” gibi sözler çocukta onarılmaz yaraların açılmaıına sebep olacaktır. Tutarlı olup çocuktan yapmasını istediğimiz ve istemediğimiz davranışları açakça bildirmeliyiz. Çocuk, bizim ne istediğimizi bilmiyorsa daha kolay hata yapacaktır. Kurallar belli olursa sürtüşme de azalır. Kuralları belirlemek de tek başına yeterli olmaz, bunun yanında çocuğumuzu aktif olarak dinleyip onun da düşüncelerine saygılı olmamız gerekir. Kurallar da eleştiriye açık olmalıdır. Aslında her konuda onu dinlemek için sabrımız olmalıdır. Anne babasının dinlemediği çocuk kendisinin dinlenmeye değer olmadığını düşünür ve böyle bir çocuk sizce toplumda rahat konuşmak için gereken cesareti bulabilir mi? Oysa ki, günlük başarılarını, üzüntülerini, hayal kırıklıklarını paylaşan çocuk rahatlar, daha çok kendine güvenir. Çocuğumuzun ne giyeceğine, oyuncak sepetinden hangi eşyaları başkasına vereceğimize biz karar vermeyelim, kararı onunla paylaşalım. Bir akşam yemeğinde de onun istediği yemeği pişirip sürpriz yapalım ve bunu onun için pişirdiğimizi söyleyelim. Çocuğumuzu büyütürken dış görünüşten çok kişiliğin önemli olduğunu vurgulayan mesajlar verelim. Böyle yapmazsak vücudunla ilgili herhangi bir değişimde özgüveni de sarsılmış olacaktır. İnsanların ne giydiğine, hangi markayı almış olduğuna dikkatlerini çekmeyelim; böyle yaparsak iyi giyinemediğinde kendine iyi hissetmeyen bir çocuğa sahip oluruz. Onun doğduğu anı, bebekliğini hikâyecikler haline getirelim ve ona anlatalım böylece bizim için ne kadar değerli olduklarını hiç unutmayacaklardır, kendilerine saygıları yükselecektir.